chat odası papatya script
Genel
Galatasaray, Eskişehir deplasmanında ilk 3 puanını aldı
30 Ağu
Süper Lig’in ilk 2 haftası kaybeden Galatasaray, Eskişehir deplasmanında ilk 3 puanını aldı
Galatasaray sonunda kazandı: 1-3 Süper Lig’de oynadığı ilk 2 maçta Sivasspor ve Bursaspor’a mağlup olan Galatasaray, Eskişehirspor deplasmanında 3 puanı 3 golle aldı.
Maçın henüz 6. dakikasında Eskişehirspor kalecisi Ivesa’nın büyük hatası sonucu Baros’la öne geçen Galatasaray’ın üstünlüğü 37. dakikaya kadar sürdü. Bu dakikada da öne çıkan Galatasaray’ın genç kalecisi Ufuk Ceylan oldu. Sağ kanattan gelen ortada topu elinden kaçıran Ufuk, Eskişehirspor’un Vucko ile beraberliği sağlamasına sebep oldu. İlk yarı bu skorla sona erdi.
İkinci yarıda da Galatasaray’ın hücum hattında verimsiz oyunu sürerken, Eskişehirspor’da bir başka bireysel hata skoru değiştirdi. 68. dakikada Arda’nın kaleye plase bıraktığı topa yetişen Volkan Yaman, ters bir vuruşla kendi ağlarını havalandırdı. Sadece 3 dakika sonraysa Servet sahneye çıktı ve skoru belirleyen golü attı.
Galatasaray bu galibiyetle ligdeki ilk 3 puanını aldı ve 12. sıradaki yerini aldı. Eskişehirspor ise sadece 1 puana sahip ve 16. sırada.
ESKİŞEHİRSPOR: 1 – GALATASARAY: 3
Stat: Atatürk
Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Nihat Mızrak, Muharrem Yılmaz
Eskişehirspor: Ivesa x, Sezgin x, Volkan xx, Pele xx, Sezer xx, Tello x (Dk. 61 Alper x), Doğa x (Dk. 73 Adem x), Burhan xx (Dk. 72 Erkan x), Batuhan x, Vucko xx, Koray x
Galatasaray: Ufuk x, Neill x, Ali Turan x, Barış xx (Dk. 64 Cana x), Elano x (Dk. 46 Aydın xx), Arda xx, Baros xx, Mustafa x, Ayhan x, Serkan x (Dk. 76 Gökhan x), Servet xx
Goller: Dk. 37 Vucko (Eskişehirspor), Dk. 4 Baros, Dk. 68 Volkan (kendi kalesine) Dk. 71 Servet (Galatasaray)
Sarı kartlar: Dk. 43 Batuhan, Dk. 45 Koray, Dk. 82 Adem (Eskişehirspor), Dk. 86 Neill (Galatasaray)
Atık yağlardan biyodizel
30 Ağu
Belediye, atık yağlardan biyodizel üreterek araçlarında kullanıyor.
Bitkisel yağların toplanması konusunda 550 esnafla sözleşme imzalayan İzmit Belediyesi, atık yağlardan elde edilen biyodizeli araçlarında kullanıyor.
İzmit Belediyesi’nin geri kazanım çalışmaları, devam ediyor. Ambalaj atık projesindeki başarılarını atık pil, elektronik atıklar ve atık bitkisel yağ projelerinde de gerçekleştireceklerini belirten Çevre Koruma ve Kontrol Müdürü Havva Açıkgöz, yapılan projelere halkın sahip çıktığını ve destek verdiğini söyledi. Açıkgöz, “Belediye, vatandaş ve kurumlar arası işbirliğimizle atık toplama çalışmalarında olduğu gibi her branşta birinciliklere imza atacağız.” dedi. 503 bitkisel atık yağ çıkartan işyeri ile sözleşme imzaladıklarını anlatan Açıkgöz “Kocaeli Üniversitesi ile bitkisel atık yağlar konusunda imzaladığımız protokol çerçevesinde biyodizel üretimi yapıyoruz. Tesislerde aylık ortalama 200 litre biyodizel üretiyor ve bu ürünü kendi müdürlüğümüz araçlarında kullanarak yakıt tasarrufu sağlıyoruz. Biyodizelin karbondioksit salınımı daha az olduğu için bu projenin çevresel ve ekonomik faydaları çok büyük. Çalışmalarımıza verdikleri desteklerden dolayı halkımıza teşekkür ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Elmanın da gen haritası çıktı
30 Ağu
Elmanın ilk kez gen haritasını çıkarmayı başaran bilimadamları, aralarında dinozorların da bulunduğu birçok türün yeryüzünden silinmesine yol açan felaketin ardından, hayatta kalabilmek için elmanın da genetik değişikliğe uğradığını düşünüyorlar.
İtalya’daki l’Instituto Agrario di San Michele all’Adige tarafından uluslararası düzeyde yürütülen ve Nature Genetics dergisinde bugün yayımlanan bir makaleye göre, 50 milyon yılı aşkın bir zaman önce “malus domestica”nın (elma) atası “Pyraea”nin genlerinde meydana gelen bir “duplikasyon” (bir kromozomun bir parçasının o kromozom üzerinde iki veya daha fazla sayıda tekrarla görülmesi şeklindeki kromozom anomalisi) kromozom sayısının 9′dan 17′ye çıkmasına neden oldu.
İtalyan, Fransız, Yeni Zelandalı, Belçikalı ve Amerikalı araştırmacılardan oluşan ekip, bu köklü değişikliğin, “rosaceae” ailesinden şeftali, ahududu ve çileğin 7 ila 9 kromozomu bulunurken, elmanın neden 17 kromozoma sahip bulunduğunu açıkladığını belirttiler.
Bu duplikasyonun 50 ila 65 milyon yıl önce meydana geldiğini düşünen bilimadamları, “Bunun, özellikle dinozorların da aralarında bulunduğu diğer birçok türün yeryüzünden silinmesine yol açan kitlesel tahribe karşı bir hayatta kalma tepkisi olduğunu düşünüyoruz” dediler.
Kavak gibi başka türlerin de aynı zamanda benzer bir evrim yaşadığı belirtiliyor.
Araştırmaya katılan Yeni Zelandalı bilimadamları, elmanın gen haritasını çıkarmalarının ardından, artık tüketicilerin en çok tercih ettikleri çıtır çıtır, sulu ve tatlı elmayı belirleyen karakteristik genleri de ortaya çıkarabileceklerini belirttiler.
Türkiye’de özellikle ılıman bölgelerde çokça yetiştirilen ve tüketilen meyva olan elmanın gen haritasının çıkarılmasıyla ilk kez çilek, kayısı, şeftali, armut gibi birçok türün bulunduğu “rosaceae” ailesinden bir bitkinin gen haritası tamamlanmış oldu.
Anadolu’da ilk yazılı ticari anlaşma
30 Ağu
Anadolu’da ilk yazılı ticari anlaşma 4 bin yıl önce yapılmış…
Anadolu’da ilk yazılı ticari anlaşmanın 4 bin yıl önce yapıldığı ve yazılı belgelerin Kayseri’deki Kültepe-Karum kazılarında bulunduğu bildirildi.
Çivi yazılı tabletleri okuyarak Kültepe-Karum’la ilgili bilimsel araştırmalar yapan Ankara Ünüversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cahit Günbattı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu’da ilk ticari yazılı anlaşmanın, günümüzden 4 bin yıl önce yapıldığının, Kültepe-Karum bölgesinde yapılan kazılarda bulunan çivi yazılı tabletlerden anlaşıldığını söyledi.
Prof. Dr. Günbattı, 1948 yılından beri Kültepe höyüğü ve hemen yanındaki Asurlu tüccarların oturdukları Karum bölgesinde devam eden kazılarda, 23 bin dolayında çivi yazılı tablete ulaşıldığını, 1948′den önce de yurt dışına kaçırılmış 4 bin 500 dolayında tablet olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
”Kültepe-Kaniş’te 1948 yılından önce bölgeden toplanan ve kaçırılan 4 bin 500 dolayındaki çivi yazılı kil tablet, ne yazıkki yurt dışında bulunuyor. Bölgeye 4 bin yıl önce yerleşen Asurlu tüccarlar, Mezepotamya’dan getirdikleri kalay ve kumaşları burada pazarlamışlar. Asurlu tüccarlara ait evlerde yapılan kazılarda çok sayıda çivi yazılı tablet bulundu. Anadolu’da bu kadar çok çivi yazılı tabletin bulunduğu bir başka merkez yok. Kültepe ve Karum’un bir benzeri yok.”
-ANADOLU’NUN İLK TİCARİ YAZILI ANLAŞMASI-
Prof. Dr. Cahit Günbattı, Karum’da bulunan 2 çivi yazılı tabletin okunmasıyla, Anadolu’da bilinen en eski ticari yazılı anlaşmanın 4 bin yıl önce yapıldığının anlaşıldığını da belirterek, şunları söyledi:
”Mezopotamya’da bulunan Asur Krallığı, Kaniş Krallığı ve Adıyaman yakınlarındaki Hahhum Krallığı ile yazılı ticari anlaşmalar yapmış. Bizim okuduğumuz çivi yazılı iki tablette bu anlaşmayla ilgili ilginç bilgiler var. Bu anlaşmalara göre Asurlu bir tüccar Anadolu’da öldürülür ve malları kaybolursa (yağmalanırsa), yakınlarına belirlenen miktarda kan parası ödenecek. Katili Asurlulara teslim edilecek ve onlar tarafından öldürülecek. Katil yerine bir başkası verilmeyecek. Tüccarlardan zorla ve ucuza mal alınmayacak. Mahkemeye giden bir Asurlu için karar adil olarak verilecek. Asurlu bir tüccar, Kaniş’ten birine borçlanır ve borcunu ödemezse tutuklanmayacak, borçlu olanın malları satılacak, alacaklı alacağını alacak. Asurlu birinin malları kayıp olursa bulunup sahibine iade edilecek. Bir Asurlunun evine, kölesine, cariyesine, tarla veya bahçesine göz konulmayacak ve zorla alınıp satılmayacak. Asurlular hakkında bir cariye, bir köle veya Hahhum halkından birinin şahitliğine dayanarak karar verilemeyecek.”
-KALAY EN KIYMETLİ METAL-
Prof. Dr. Cahit Günbattı, Anadolu’da günümüzden 4 bin yıl önce kalayın en kıymetli metallerden birisi olduğunu da belirterek, ”Kalay o dönemde çok az vardı ve ihtiyaca cevap vermiyordu. Asurlu tüccarlar en çok kalay getirip sattılar. Kalay, bakırla karıştırılıp tunç elde ediliyor, silahlar tunçtan yapılıyordu. Birbirleriyle savaşan yerel krallar da silah yapabilmek, kalay alabilmek için Asurlu tüccarlara taviz vermek zorunda kalmışlar” diye konuştu.
Kültepe-Karum’da 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından başlatılan ve halen Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından devam eden kazılarda bulunan çivi yazılı tabletler ve diğer arkeolojik eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Anadolu’da ilk yazılı ticari anlaşma 4 bin yıl önce yapılmış…
Anadolu’da ilk yazılı ticari anlaşmanın 4 bin yıl önce yapıldığı ve yazılı belgelerin Kayseri’deki Kültepe-Karum kazılarında bulunduğu bildirildi.
Çivi yazılı tabletleri okuyarak Kültepe-Karum’la ilgili bilimsel araştırmalar yapan Ankara Ünüversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cahit Günbattı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu’da ilk ticari yazılı anlaşmanın, günümüzden 4 bin yıl önce yapıldığının, Kültepe-Karum bölgesinde yapılan kazılarda bulunan çivi yazılı tabletlerden anlaşıldığını söyledi.
Prof. Dr. Günbattı, 1948 yılından beri Kültepe höyüğü ve hemen yanındaki Asurlu tüccarların oturdukları Karum bölgesinde devam eden kazılarda, 23 bin dolayında çivi yazılı tablete ulaşıldığını, 1948′den önce de yurt dışına kaçırılmış 4 bin 500 dolayında tablet olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
”Kültepe-Kaniş’te 1948 yılından önce bölgeden toplanan ve kaçırılan 4 bin 500 dolayındaki çivi yazılı kil tablet, ne yazıkki yurt dışında bulunuyor. Bölgeye 4 bin yıl önce yerleşen Asurlu tüccarlar, Mezepotamya’dan getirdikleri kalay ve kumaşları burada pazarlamışlar. Asurlu tüccarlara ait evlerde yapılan kazılarda çok sayıda çivi yazılı tablet bulundu. Anadolu’da bu kadar çok çivi yazılı tabletin bulunduğu bir başka merkez yok. Kültepe ve Karum’un bir benzeri yok.”
-ANADOLU’NUN İLK TİCARİ YAZILI ANLAŞMASI-
Prof. Dr. Cahit Günbattı, Karum’da bulunan 2 çivi yazılı tabletin okunmasıyla, Anadolu’da bilinen en eski ticari yazılı anlaşmanın 4 bin yıl önce yapıldığının anlaşıldığını da belirterek, şunları söyledi:
”Mezopotamya’da bulunan Asur Krallığı, Kaniş Krallığı ve Adıyaman yakınlarındaki Hahhum Krallığı ile yazılı ticari anlaşmalar yapmış. Bizim okuduğumuz çivi yazılı iki tablette bu anlaşmayla ilgili ilginç bilgiler var. Bu anlaşmalara göre Asurlu bir tüccar Anadolu’da öldürülür ve malları kaybolursa (yağmalanırsa), yakınlarına belirlenen miktarda kan parası ödenecek. Katili Asurlulara teslim edilecek ve onlar tarafından öldürülecek. Katil yerine bir başkası verilmeyecek. Tüccarlardan zorla ve ucuza mal alınmayacak. Mahkemeye giden bir Asurlu için karar adil olarak verilecek. Asurlu bir tüccar, Kaniş’ten birine borçlanır ve borcunu ödemezse tutuklanmayacak, borçlu olanın malları satılacak, alacaklı alacağını alacak. Asurlu birinin malları kayıp olursa bulunup sahibine iade edilecek. Bir Asurlunun evine, kölesine, cariyesine, tarla veya bahçesine göz konulmayacak ve zorla alınıp satılmayacak. Asurlular hakkında bir cariye, bir köle veya Hahhum halkından birinin şahitliğine dayanarak karar verilemeyecek.”
-KALAY EN KIYMETLİ METAL-
Prof. Dr. Cahit Günbattı, Anadolu’da günümüzden 4 bin yıl önce kalayın en kıymetli metallerden birisi olduğunu da belirterek, ”Kalay o dönemde çok az vardı ve ihtiyaca cevap vermiyordu. Asurlu tüccarlar en çok kalay getirip sattılar. Kalay, bakırla karıştırılıp tunç elde ediliyor, silahlar tunçtan yapılıyordu. Birbirleriyle savaşan yerel krallar da silah yapabilmek, kalay alabilmek için Asurlu tüccarlara taviz vermek zorunda kalmışlar” diye konuştu.
Kültepe-Karum’da 1948 yılında Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından başlatılan ve halen Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından devam eden kazılarda bulunan çivi yazılı tabletler ve diğer arkeolojik eserler, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Kayseri Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Rüyada bile SMS
30 Ağu
ABD’de yapılan araştırmalara göre gençlerin beşte dördü cep telefonları ile uyuyor ve her titrediğinde uyanıp gelen mesaja cevap yazıyor.
Gençlerin yüzde 80’i dijital aletler yüzünden yeteri kadar uyuyamıyor. Washington Post gazetesinin haberine göre laptoplar, oyun konsolları, cep telefonları, mp3 çalarlar gençlerin uykusuz kalmasına ve okuldaki başarılarının düşmesine neden oluyor.
Ulusal Uyku Vakfı, gençlerin yüzde 90’ının ailesine uyuyor taklidi yapıp uyumadığını söylüyor. Aileler çocukları uyuyor zannederken onlar yatağa cep telefonları ile girip sabaha kadar arkadaşları, sevgilileri ile mesajlaşıyor ya da mp3 çalarlarından müzik dinliyorlar.
Pew Araştırma Merkezi’nin yaptığı bir araştırmaya göre de gençlerin beşte dördü cep telefonları ile uyuyor ve her titrediğinde uyanıp gelen mesaja cevap yazıyor. Uyku Bozuklukları Merkezi’nde yapılan bir araştırma ise dijital aletler nedeniyle geceleri uyumayan ya da geç uyuyan gençlerde, uykusuzluk, okul performanslarının düşmesi, zihinsel aktivitelerinin zayıflaması ve depresyon gibi yan etkiler görülüyor.
Sabah 07.00’de okula giden bir gencin en geç akşam 23.00’de yatması gerektiğini belirten uzmanlar, ebeveynlere akşam 21.00’den sonra çocuklarına teknolojik aletleri yasaklamalarını öneriyorlar.
Bilgisayarımıza âşık oluyoruz!
ABD’deki Standfrod Üniversitesi’nin yaptığı deneyler insanların bilgisayarları ve diğer dijital cihazlarıyla duygusal bağ kurduğunu gösterdi. Araştırmayı yürüten uzmanlar bilgisayarı ya da teknolojik herhangi bir aleti kendine daha yakın hisseden kişilerin onları daha etkin kullandığı yorumunu yaptı.
İdrardan yakıt üretildi
30 Ağu
İskoçya’da görev yapan Çinli bilim insanları idrarı yakıt olarak kullanabilen bir yakıt hücresi geliştirmeyi başardı.
Heriot-Watt Universitesi’nde görevli Shanwen Tao ve Dr. Rong Lan, idrarın yenilenebilir yakıt olarak kullanılması üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda “carbamide” ismini verdikleri idrarın hali hazırda kullanılan yakıt hücresi yakıtları hidrojen ve metanolün yerini alabilecek.
Bilim insanlarının çalışmaları 200 bin dolarla ödüllendirildi.
Amerikan mekikleri konforlu, Rusların ki güvenli
30 Ağu
Rus kozmonot Sergey Zalyotin, iki uçuş sonra emekliye ayrılacak Amerikan uzay mekiklerinin konforlu olduğunu, ancak Rus Soyuz füzelerinin ise ne kadar güvenli olduğunu ispat ettiğini söyledi.
Deneyimli Rus kozmonot Zalyotin, Moskova yakınlarındaki uzay araştırma ve eğitim merkezi Star City’de bir grup Türk gazeteci ile yaptığı sohbet toplantısında, Rus havacılık ve uzay tarihi ile eski SSCB ve ABD arasındaki uzay yarışıyla ilgili bilgiler verdi.
Rusya ve yıkılan Sovyetler Birliği’nde havacılık ve uzay çalışmalarının ABD’den çok daha önce başladığını ve Moskova’nın bu alanda çok önemli ilerlemeler kaydettiğini anlatan Zalyotin, buna karşın ABD’nin daha sonraki yıllarda öne geçtiğini ve sonunda Ay’a gitmeyi başardığını söyledi.
“Amerikalılar gitmeseydi 3-4 ay sonra biz Ay’a gitmeyi başaracaktık” diyen Sergey Zalyotin, ABD’nin bunu başarması üzerine Rusya’nın Ay programını durdurduğunu belirtti.
Uzaya çıkmanın ve Dünya’yı yörüngeden izlemenin eşsiz bir deneyim olduğunu, insanın tüm bakış açısını değiştirdiğini anlatan Rus kozmonot, “2000′de Mir istasyonuna gittiğimde hiçbir şeyden korkmuyordum, 2002′de Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) gittiğimde ise biraz daha deneyimli ve endişeliydim, ancak yeniden uzaya gitmek için sabırsızlanıyorum, iki yıl içinde Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) yeniden gideceğim” dedi.
1981′den beri uzaya sefer düzenleyen ve iki büyük kaza yapan Amerikan uzay mekiklerinin yakında kullanımdan kalkması ve Soyuz füzelerinin UUİ’ye ulaşmak için tek sistem haline gelmesiyle ilgili bir soru üzerine de Zalyotin, “Amerikan mekikleri konforluydu, ama Rus Soyuz roketleri de güvenli olduğunu ispat etmiş durumda, daha yıllarca güvenle kullanılabilir” dedi.
Zalyotin, Rusya’nın şu anda 70 kadar kozmonotunun uzaya gitmek için gerekli eğitimi almış ve hazır durumda beklediklerini, ABD’de ise bu rakamın 110 olduğunu söyledi.
Borisoglebsk Askeri Akademisi’nden savaş pilotu olarak mezun olduktan sonra 1990′da kozmonot adayı seçilen 48 yaşındaki Zalyotin, tek oğlu ve eşiyle birlikte Star City tesislerinde yaşıyor. Zalyotin 2004′deki seçimlerde doğum yeri Tula’dan milletvekili de seçilmişti.
-STAR CITY’DE TECRİT HAYATI-
Moskova’ya yaklaşık 35 km uzaklıkta ve küçük bir kent görünümündeki Star City’de (Zvyozdny gorodok) bir askeri araştırma ve eğitim tesisi ile Yuri Gagarin Kozmonot Eğitim Merkezi bulunuyor. Rusya Federasyonu ve Sovyet uzay programlarının kozmonotları 1960′lardan beri Star City’de aileleriyle yaşıyor ve eğitiliyorlar.
Sovyet döneminde tesisler, geniş güvenlik önlemleriyle korunur ve ülke ile dünyadan soyutlanırken son dönemde kapılarını dış dünyaya açmış bulunuyor.
Kendi postanesi, lisesi, mağazaları, çocuk bakım evi, sineması, spor ve dinlenme tesisleri, tren istasyonu ve uzay müzesi bulunan Star City, bakımsız ve demode görünse de bünyesinde uzay çalışmaları için birçok önemli tesisi barındırıyor.
Star City, 1992 yazında ilk kez Amerikan gençlerini konuk etmiş, ardından da Star City lisesinin öğrencileri dönüşüm programı çerçevesinde ABD’yi ziyaret etmişti.
Yüksek ücretler karşılığında Rusya’nın uzaya götürdüğü ilk uzay turistleri de burada eğitilmişti.
-RUSYA’NIN YENİ UZAY ÜSSÜ 2015′TE HİZMETE GİRECEK-
Rusya’nın Kazakistan’daki SSCB yapımı 60 yıllık büyük uzay üssü Baykonur’dan sonra yeni uzay üssü ise 2015′te hizmete girecek.
Artan petrol ve doğalgaz geliriyle uzay çalışmalarında 53 yıl önce olduğu gibi yine önde giden Rusya’nın Başbakanı Vladimir Putin, Rusya Uzakdoğu-Amur Bölgesi’ndeki yeni üs arazisini ziyaret etti. Putin, burada yaptığı açıklamada, “Stratejik olarak Rusya’nın yeni uzay üssüne ihtiyacı var. 2018′de de buradan kozmonotları uzaya göndereceğiz” dedi.
SSCB’nin 26 Aralık 1991′de resmen lağvedilmesinden sonra Baykonur Üssü’nde Kazakistan’a ”kira” ödeyen Rusya, Moskova’nın 5800 km doğusunda Amur-Uglegorsk kenti yakınında kurulu Vostoçni füze üssünde yeni uzay merkezini kuracak.
Yeni “kozmodrom”da 2015′te insansız uçuşlar başlatılacak, 2018′de kozmonotlar uçuşlara başlayacak.
Rusya Kazakistan’a, 2004 anlaşmasına göre Baykonur’un 2050 yılına kadar garantili kirası için bugüne dek 115 milyon dolar ödedi.
Rusya, Baykonur’daki uzay üssünde 1957′de insan yapımı ilk uydu Sputnik’i (Yol Arkadaşı), 12 Nisan 1961′de kıdemli pilot-kozmonot Yuri Gagarin’i Vostok (Doğu) kapsülüyle yörüngeye göndermişti.
Silahlanma yarışı olmasa ABD’den belki üç yıl önce 1966′da Ay’a ilk insanı indirebilecek bilim-teknoloji potansiyeline sahip Rusya, kuzeydoğu Çin sınırına 350 km yakındaki yeni üssüyle, uzayda yeni büyük atılımlara hazırlanıyor.
Putin, ülkesini ”Yer’de ve gökte öncü” olmaya teşvik ediyor.
Rusya Uzay Kurumu Başkanı Anatoli Perminov, yeni uzay üssünün Baykonur’un kapladığı arazinin onda biri çapında olacağını belirtti.
Rusya bugün ABD ile Dünya yörüngesinde ortalama 380 bin metre yükseltide yapımı süren Uluslararası Uzay İstasyonu’nda en yakın işbirliği içinde çalışıyor.
Facebook hesabını kapattı!
30 Ağu
Eski YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun facebook hesabı kapatıldı.
Eminağaoğlu, facebook ekibine “Hiçbir ihlal olmadan kapatılan hesabımın açılması için, bu maili göndermiş bulunmaktayım. Bir an önce bilgilendirmenizi ve hesabımın açılmasını beklemekteyim” mesajı gönderdi. Site yetkilileri “facebook’taki diğer kişilere karşı davranışlarınızın uygunsuz olduğu tespit edildiği için hesabınız kapatıldı” yanıtını verdi.
İtirazı reddedildi
Odatv’de yer alan habere göre, Eminağaoğlu facebook’a “Söz konusu gerekçeler, gerçeği yansıtmayan, şablon yanıt niteliğindedir. Aksi halde belirttiğiniz hususlar açıkça kişilik haklarıma ağır bir saldırı oluşturmaktadır. Sayfada yer alan, bana ait ‘12 Eylül’lere hayır’ videosunun tıklanma rekorları kırdığı bir dönemde sayfanın kapatılmasını açıklamak hukuken olanaksızdır. Söz konusu sayfaya erişimin açılmasını, aksi halde kapatma gerekçesinin açıkça dayanakları ile birlikte tarafıma bildirilmesini, kişilik haklarıma ağır saldırı niteliğindeki yanıtlarınız için hukuksal yollara başvuracağımın bilinmesini, yapılan yanlışlığın düzeltilmesini talep etmekteyim.”
Bu uyarıya facebook’dan “Bu hesabı yeniden etkinleştiremeyiz ve ihlaliniz hakkında ya da uygulamakta olduğumuz sistemler hakkında daha fazla açıklamada bulunmayacağız” cevabı geldi.
Kene kabusuna son veren tedavi
30 Ağu
Kene tutunması sonucu Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanan bir kişi, kanı temizlenerek tedavi edildi.
Kanı, iki ayrı filtrasyon işlemine tabi tutularak kene mikrobundan arındırılan yoğun bakım hastası, tekrar sağlığına kavuşarak taburcu oldu.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Oral, 44 yaşındaki erkek hastanın kene tutunmasından 5 gün sonra, yüksek ateş, burun ve bağırsak kanaması, karaciğerde enzim bozukluğu ve trombosit eksikliğiyle hastaneye başvurduğunu anlattı.
Çok geç dönemde başvurduğu için organ yetmezliği gelişme riski olan hastaya ancak destek tedavisi uygulanabildiğini kaydeden Oral, ”Uyguladığımız destek tedavisinden olumlu sonuç alamayınca aferez yöntemiyle hastanın kanını ayrıştırarak KKKA’nın neden olduğu mikroorganizmalardan temizlenmesine karar verdik” dedi.
Bu işlemin yanı sıra antiviral tedavinin de devam ettiğini ifade eden Oral, ”Kanın ayrıştırılması, son dönemdeki bir hasta için etkin bir tedavi yöntemi yöntemi oldu. Kandaki mikroorganizmaların temizlenmesiyle ana tedaviye olanak sağlandı. Böylece hasta organ yetmezliği gelişmeden ölüm riski çok yüksek olan hastamız sağlığına kavuşup taburcu oldu” şeklinde konuştu.
-”TÜRKİYE’DE İLK”-
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Osman İlhan da, ”Duble Filtrasyon Plazmaferezi” adı verilen, enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım ve terapotik aferez ekibinin görev aldığı tedavinin, Türkiye’de ilk kez bir KKKA hastasına uygulandığını söyledi.
Bu işlemde hastanın kanının iki ayrı filtrasyona tabi tutulduğunu ifade eden İlhan, ilk işlemde kanın plazmasının ayrıştırıldığını, ikinci işlemde ise ayrıştırılan plazmadaki KKKA hastalığının yol açan kene virüsünden kaynaklanan toksinlerin temizlendiğini bildirdi.
Toksinlerden temizlenen plazmasının tekrar birleştirme işlemine tabi tutulduktan sonra hastaya geri verildiğini kaydeden İlhan, ”Bu işlemde hastaya hiçbir ilaç verilmiyor. Sadece temizlenen kendi kanı tekrar hastaya veriliyor. Hastada hiçbir kan kaybı da olmuyor” diye konuştu.
8 kez tekrarlanan filtrasyon işlemi sonunda antiviral tedavisiyle birlikte hastanın tekrar sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. İlhan, tedavinin etkinliği konusunda kesin bir şey söyleyebilmek için daha fazla hasta üzerinde uygulanması gerektiğini, yeni yöntemin 23-26 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek 5. Ulusal Hemaferez Kongresi’nde tartışmaya açılacağını kaydetti.
Bu yöntemin rutin bir tedavi olarak uygulanabilmesi ilgili birimler tarafından bir proje hazırlandığını anlatan İlhan, bu projede kullanılacak malzemelerin üretici firma tarafından ücretsiz karşılanacağını söyledi.
-”KEŞKE DAYIM DA KURTULABİLSEYDİ”-
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Aferez Merkezi teknik sorumlusu uzman biyolog Erol Yıldız, KKKA hastalığından geçen yıl dayısını kaybettiğini belirtti.
Dayısının da hastaneye geç evrede başvurduğunu, bu nedenle yapılabilecek fazla bir şey bulunmadığını anlatan Yıldız, ”Bu benim için biraz hüzün veren bir başarı oldu. Keşke bu yöntemi geçen yıl dayım için de uygulayabilseydik o da kurtulsaydı” diye konuştu.
Yoksa büyük düş gerçek mi oluyor?
30 Ağu
Yıllardır keşke filmi yapılsa dediğimiz efsane oyun beyazperdeye gelebilir; ama bir şartla…
Bugüne kadar Tekken’den Street Fighter’a, Prince of Persia’dan Max Payne’e birçok oyunu beyaz perdede görme imkanına sahip olduk. Peki çoğu oyun severin sinemada izlemek istediği başka bir bilgisayar oyunu ne olabilir; tabii ki Half-Life.
Çıktığı zaman FPS dünyasını hikayesiyle ve oynanışıyla adeta baştan yaratan oyun Half-Life’ın filmi hakkında PC Gamer’a konuşan Valve, filmi ancak biz yaparsak olur dedi. Hollywood’da birçok teklif geldiğini belirten Valve ekibinden Gabe Newell, filmin haklarını satın aldıkları zaman Hollywood’un kendi senaryo ekibini başa getireceklerini söylüyor; “Onların hikayeleri de o kadar berbattı ki. Yani dehşet derecede, en kötüsü. Oyunu iyi yapan ve oyuncuların beğenisini kazanan hiçbir şeyi anlamamışlardı.”
“Daha sonra, filmi ancak biz yaparsak ya da hiç yapmazsak olur diye düşünmeye başladık.” Bir Wow oyuncusu olduğunu da dile getiren Newell, Sam Raimi’yi de oldukça beğendiğini ancak bir film yapılması gerekiyorsa bunu Wow ekibinin yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.

